Emirgan Korusu'na bir günde doyulamayacağını söylemiştim zaten, değil mi? Doyulamadı ve tekrarı hemen ertesi günü yapıldı. Yeşil, mavi, açık hava, çay..Hafta içlerini kendimize ayırmaya başladığımızdan beri İstanbul'un anlamı bunlar oldu bizim için..
Sıra beklememek, boş masa aramamak, gürültüden rahatsızlık duymadan gazete okuyabilmek, defalarca hatırlatmaya gerek kalmadan hızla geliveren siparişler, stressiz, neşeli, ince düşünceli görevliler..Başka bir dünya gibi geliyor olabilir eğer İstanbul'u hafta sonları yaşayanlardansanız ama, aslında böyle oluyor her yer o sakin zamanlarda..
İstanbul dışında bir yerde yaşamamış olmama rağmen yılların koşuşturmacaları yüzünden bu halini yeni keşfettiğim İstanbul hala şaşırtıyor beni bu sakin haliyle..Umarım burada çalışan herkes, en azından yıllık izin günlerinde İstanbul'un bu edalı, nazlı, suskun ama huzur dolu haline şahit olur bir gün..Ve aslında bu şehirde daha önce hiç de yaşamamış olduğunun farkına varır kaçma sebeplerini sıralamaya başlamadan önce ve bazen suçun şehirde değil de onu dolduran insanlarında olduğunu da hatırlayarak..
Ve bir de tarif..Sağlıklı, az şekerli..Selin Kutucular'dan..Afiyet Olsun..Benim İstanbul'umdan herkese selam olsun..
3 Yumurta
1,5 çay bardağı Esmer Şeker
1 çay bardağı Süt
2 Elma
100 gr.Ceviz İçi
10 Kuru Kayısı
1 tatlı kaşığı Tarçın
2 su bardağı Kepekli Un
1 pk.Kabartma Tozu
Yumurta ve şeker çırpılarak süt eklenir. Soyulup küp küp doğranmış elma, ceviz, tarçın, küp doğranmış kayısı, tarçın, kepekli un ve kabartma tozu eklenir. Kalıplara doldurularak 180 C fırında 30 dak. Pişirilir.
Afiyet Olsun.
harika görünüyorlar..
YanıtlaSilçook teşekkürler
Sil