dolls etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dolls etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2019 Cumartesi

Kız Arkadaşlar


Birimiz kısa, birimiz uzunsak ne olacak? Birimiz kokoş, birimiz sade, birimiz renkli, birimiz siyah-beyaz olsak? Birimiz zayıf, diğerimiz tombul? Belki de tek ihtiyacımız, bu hayat denilen yolda, söyleşe konuşa, tökezleyince elini tutacak, yorulunca bizimle duracak, dinlenince bizimle koşacak bir candır, kız arkadaştır kız kardeşten öte?

Beni tilda'lar bu duygularla birlikte doğdular, birlikte aldılar yerlerini evin eeennn pembe köşesinde..Haksızlar mı peki?

30 Mayıs 2019 Perşembe

Uykucu


Tilda'lara bir de uykucu melekle devam..Esneye esneye beni de esnetti..Ramazan dolayısıyla zaten bozulan uyku düzeninden gözlerimi zor açarken, bir de son 69 yılın en deli sıcak Mayıs'ı bastırmışken, olacak şey değil ama: ))

Neyse, sizi başbaşa bırakıyorum, o esnesin, siz seyredin, siz de esneyin..Uyku bulaşıcı derler, mutluluk da öyle..Size mutluluk bulaşsın en çok..Hafta sonunuz mutlu geçsin..



24 Ocak 2019 Perşembe

Patenci


O zaman benim meleklerden devam..Daha önce dikip, küçük bir arkadaşıma hediye ettiğim melekten bir tane de bana..Hazır evde eşime yaptırdığım patenlerden bir çift daha varken, pelüş daha bitmemişken ve şu kuş tüyleri kanat olmayı beklerken..



"Winter Delights" kitabından daha önce diktiğim "Chalet Girl" ile birlikte poz da verdiler üstelik..Tarzları, zevkleri birbirinden biraz farklı da olsa, iyi arkadaşlar onlar..Zaten hep öyle değil mi? En kokoşumuzun eşofmansız gezmeyen bir sportmen kankası, en kitap kurdumuzun bir dizi fanatiği hemşiresi olmaz mı? Derler ki, "her şey zıttıyla var olur bu hayatta," biri yoksa, öbürünün anlamı olmaz..Siyah-beyaz, kış-yaz, iyi-kötü gibi..Hayat, ne enteresan bir macera değil mi?

22 Ocak 2019 Salı

Biraz Daha Melek


Bir yandan yeni denemeler devam ederken, eskiler de tam gaz..Ruhuma en iyi gelen şey, bu bebekleri dikmek..Tilda serisini en fazla seviyorum galiba..Biraz pratik, belki basitçe, ama gerçek dışılığının bir büyüsü var..Neredeyse şık bir hanımı andıran bebekler, o kanatların takılması ile çocuksu, bez bebeksi, hatta biblomsu bir şeye dönüşüyorlar..Galiba beni bulunduğum zamandan koparıp, kafamı, ruhumu, damarlarımda dolaşan bütün kötü düşünceleri çıkarıp atan ve o en son anda, karşısına geçip seyretme anında beni başka bir Elif yapan da bu..


Güllü salonun en güllü köşesine özel güllerle süslendi, yerini aldı..Ben yepyeni bir melek için hayaller kurmaya başlarken, o artık bizim evin kadrosuna dahil oldu:))

14 Ocak 2019 Pazartesi

Merhaba


Yeni bir yıla başladık, hadi bakalım hayırlısı..Merhabayı yine bir melekle yapalım..Denizci kızımız, Tilda serisinden en sevdiklerimden..Tamam, biraz tombul, basenler de biraz kalınca ama, bu mayo giymeye engel olabilir mi? Yeni gelen senenin keyfini çıkarmaya, gülmeye, gezmeye, giymeye, süslenmeye, üretmeye, okumaya, düşünmeye engel olabilir mi? "Zarfa değil mazrufa bak" değil miydi o söz? Hani bizden bir önceki jenerasyonun sıkça kullandığı, "dış görünüşün değil, karakterlerin" ağırlandığı, insta'da herkesin en güzel hallerini "like"lamanın henüz "çok in" olmadığı ve fotoshop'un icat olmadığı günlerden kalma..

İşte, tam da öyle bir yıl olsun bu yeni gelen, tombiş meleklerin sevildiği, beyni olanlara saygı duyulduğu, üretenlerin çekici, düşünenlerin havalı olduğu bir yıl olsun, merhaba yeni yıl, merhaba tazecik umutlar..

26 Aralık 2018 Çarşamba

Elf ya da Peri, Adı Her Neyse


İskandinav kültürüne göre evi korumak için evlerde saklanırmış periler, yeni yılda Noel Baba'nın yardımcıları oldukları da söyleniyor, evlere hediyeleri onların taşıdıkları da, bolluk, bereket, parıltıyı onların getirdikleri de.. orijinal adları ile "Christmas Pixies", Almanlar için de Elf galiba.. Bu yılın son bebeği belki de, en severek diktiklerimden..



Masal tadındaki bu söylencelerin hepsi bir kültürü simgeliyor benim gözümde, ne getirip ne götürecekleri değil, içimi ısıtmaları, yüzümü güldürmeleri, eve bir hoşluk katmaları gibi kriterlerim her şeyin önünde geliyor. Saat 24'te nar kırmışlığım, evin musluklarını açmışlığım, tüm lambaları yakmışlığım yok mu? var tabii..Evrene mesajımı kendi dilimle anlatabileceğim yöntemleri hep denedim, hiç de çekinmeden..Etkisi? Üst satırlarda anlattıklarım dışında, yani yılbaşı gecemizde içimizi ısıtmaları, bizi güldürmeleri ve o geceye unutulmaz bir hoşluk katmaları dışında etkisi var demek mümkün değil..

Ama bu tür güzellikleri bunlar dışında çok da bir şey beklemeden yaşamak, evdekilere yaşatmak, renk katmaktır hayata..Üşenmemeli, sonraya bırakmamalı, çocuksu sevincinden utanmamalı bu süslerin, ritüellerin, yılda bir defa oynana oyunların .Belki de "yeni yıla nasıl girerse insan öyle geçirirmiş ya o yılı", bu yıla çocukça girip, hep çocuk kalmak en iyisidir hayatın zorluklarına katlanabilmek için..Denemeye değmez mi?  


Bu arada geyik, sadece Noel Baba'nın hediyeleri taşıdığı kızağını  çekmekle kalmıyormuş, heybetli boynuzları ile Hayat Ağacı'nı sembolize ediyormuş, biliyor musunuz? Yerle gök arasındaki bağlantıyı sağlayan Hayat Ağacı'na bir selam vermeden de bitmesin bu post, değil mi? 

İçinizdeki çocukla daha çok zaman geçireceğiniz bir yıl olsun bu gelen, mutlu yıllar..

8 Ocak 2017 Pazar

Kim Korkar Korkuluktan?



Adı korkuluk ama, farkındayım, insanlar kadar korkutucu değil, aksine cana yakın, sevimli..2 çöp şiş, biraz üçgen kumaş..Ve keçe..Kim bilir hangi saksının dibini süsleyecek..Korkutmak için değil, daha da çok sevdirmek için kendini..Amaann, korkacak öyle çok şey var ki, bu da korkutmasın artık, ne olur? 



27 Aralık 2016 Salı

Kışın Keyfi Böyle Çıkıyor


Sokakta geçen zaman azaldıkça, ev içlerinde vakit geçirmek çok keyifli..Hele de bir şeyler dikerken..Şu an yeni heyecan bendeki, her türlü dikiş heyecan veriyor ama, şu bebişler yok mu? Pastel renkleri ile, hangi kumaştan dikersem dikeyim yumuşacık bir şey oluveriyor ellerimin arasında..Sonra utançtan hafif pembeleşmiş o yanaklar, hatta eller, ayaklar..Bir parça kumaş boyası ile bana bakan o minik gözler..

Sonra..Sonra o miniği, aslında ait olduğu bir minikle paylaşmak..Gözlerindeki ateşi görmek, eline ilk aldığında..O yumuşacıklığı keşfedişini, pembeliklere dalışını, o minik gözlere gözlerini dikişini seyretmek..

Kışın tadı böyle çıkıyor benim için..Tadı tam da yerinde bir hafta diliyorum artık son günlerini sürerken bu yılın..Ağzınızın tadı hiiç bozulmadan..


12 Eylül 2016 Pazartesi

Biz Bize İyi Bayramlar


Yine sakin, sessiz, serin bir İstanbul'dan iyi bayramlar..Fena alıştık İstanbul'un bu "yalnız bizim" hallerine..Pazartesi!den sonra buralarda durmak kolay olmayacak gibi..


Bu bayram, herkes koyunlarını keserken, ben önce kestim, sonra diktim..Ama beyaz et her zaman daha sağlıklı, bunu da unutmamalı ama, değil mi? :))



Sevdiklerinizle birlikte, sağlıkla, afiyetle, neşeyle güzel bir bayram diliyorum hepinize dostlar..

7 Eylül 2016 Çarşamba

Yalancı


O koşturmacanın arasına bir de "yalancı" sıkıştırdım..Bazı şeyler var ki, bırakınca ben, benlikten çıkıyorum..Bırakınca hayatım duruyor gibi geliyor, her şey anlamsızlaşıyor..Bazı şeylerin amacı üretmek, başarmak, güzel olmaları falan değil, sadece nefes alıp vermeye devam edebilmek benim için..Bebeklerim de işte onlardan..



Gepetto usta kadar iyi değilim, biliyorum, benimki asla gerçek bir çocuğa dönüşmeyecek..Ama benim bu küçük oğlum, o pembe yanakları ve upuzuun burnuyla, minicik pantolonuyla ve kar beyaz gömleğiyle, dönüp ona her bakışımda yüzümde kocaman bir gülümsenin sebebi işte..Benim elimden, gözümden, ruhumdan bir parça işte capcanlı karşımda..Bütün o yalancı telaşlara, yalancı mutluluklara, yalancı endişelere inat o, tüm gerçekliği ile karşımda..  

29 Mayıs 2016 Pazar

İçimdeki


Bu sabah içimdeki çocuk uyandırdı beni erkenden..Pazar kahvaltısı neşesiyle fırladım yataktan..Şöyle bir yokladım her yerimi, ağrıyan yok, sızlayan yok, daha da neşeyle koştum mutfağa..


Galiba bu diktiğim bebeklerin en iyi müşterisi içimdeki o çocuk..Kendisi ile ilgilenildiğini hissediyor her yeni bebekte, ve ilgiyi üzerine çeken bir çocuğun mutluluğu ile, huzuru ile, hatta bazen şımarıklığı ile dışımdaki "büyük ben"e yaptırıyor her istediğini..


Ben o "içindeki çocuğu" ergenlik döneminde "büyük ol", "yetişkin ol", "sorumluluk sahibi, disiplinli, çalışkan...." ol derken kaybedenlerdendim ve sonradan onu tekrar bulanlardan..Bulduğumdan beri onu ihmal etmemeye gayret göstermekteysem de, bebeklerim kadar hiç bir hediye bu kadar da mutlu etmemişti o küçük kızı..



Her bebek, kıyafetlerinden süslü ayakkabılarına, pembe yanaklarından yapılı saçlarına dikiş değil evcilik oyunu benim için..Ve hep söylediğimi tekrar hatırlatmak istiyorum, kaybetmeyin siz de içinizdeki çocuğu..Bazen, eşi dostu, çoluğu çocuğu mutlu etmek için değil, sadece ve sadece içinizdeki o çocuk için bir şeyler yapmayı unutmayın..Bir gün herkes bir yerlere dağıldığında, hepimiz o çocukla baş başa kalacağız yine..

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Maşallahı Var


Gezerken, tozarken, bir de "doğal", "sağlıklı", "organik", "taze" denilecek yiyeceklerin hepsini bir arada buluverince yiyor insan..Bir daha bulamayacakmışçasına, dünyaya bir defa gelmişçesine, doğal olursa kilo aldırmayacakmışçasına, dönüşte fazla kiloları, yağları, şekerleri hemen yakıverecekmişçesine yiyor insan..


Sonrası? Eğer bu çılgınlık çok uzun sürmediyse 1 haftada tamamdır, bıraktığı hasarı saymazsak, en azından tartıda durum eskiye dönüyor..Ama travması bebeklere kadar yansıyor galiba..Tombullaşıyor onlar da..Aslında bu bebek tombul değil, kemikleri iri..Maşallah diyin, maşallah..



8 Mayıs 2016 Pazar

Katre


Bahar o hüzünlü, yalnız sokakların çehresini değiştirmeye başlamışken renk renk çiçekleri ile, çiçek goncalarındaki minik çiğ damlaları gibi taze, çiçek çiçek, ipek yumuşaklığında bir bahar prensesi ile tanıştırayım ben de sizi..


Saç sadece insanı değil, bez bebekleri de çok değiştiriyor. ilk defa yün dışında bir malzemeden kullandığım bu saç, bebeğe ayrı bir canlılık kattı sanki..Bir de bu saçın şerefine, kılığı-kıyafeti, ceketi-şapkasına ayrı bir özenince, bebekten çok bildiğin "kızçe" oluverdi işte..



Yüzünü yine her zamanki gibi siz hayal edin, bu yüzden yine ağızsız, burunsuzlardan..Ama ağlamıyor, somurtmuyor, şu boncuk gözlere baksanıza bir, olsa olsa gülümsüyordur nazlı nazlı, hatta "kikirdiyordur" az önce "gıdıktan geçirilmişçesine".. 



Bir sitede görmüştüm, çorap koncundan bebek çamaşırı, bu sefer onu da denedim, çok pratik, çok güzel bir sonuç verdi..Bahar elbiseli, bahar saçlı, bahar kokulu kıza, böyle güllüsü yakışır zaten, değil mi ama?


Havalar sıcak, çorapları attık, sandaletlerleyiz işte..

Güzel bir hafta olsun, bahar gibi..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...