Mavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2020 Salı

Cennette


Her şey stumpwork çuha çiçekleri ile başladı..Tek tek işlediğim çiçekleri kumaştan kesip üst üste biriktirdikçe, gerçeklikten koptum sanki..Buralarda olmayan, olmayacak bir çiçek bahçesine daldım, çocukken kırlarda koşup topladığım gelincikler, papatyalar gibi, ellerimle tek tek çuha çiçekleri topladım..


Sonra onlara kutu gibi, hacimli bir şekilde yapıştırabileceğim bir çerçeve aranırken, küçük bir market rafında karşılaşıverdik, benim istediğim şekildeki, renkteki, ölçüdeki bu beyaz çerçeveyle..


Çiçeklerime uygun stencıller yaptım içine, kenarlarına..Eskittim, renklerin üzerine renklerle derinlikler vermeye çabaladım..


Ve, her baktığımda, elim ayağım tutarak uyandığım her sabahın, nefes alabildiğim bir günün daha bizlere verilen ne büyük bir hediye olduğunu anımsamak için bu etiketi ekledim..Cennette bir gün daha..Uyandığımda görebileceğim bir yerlere asacağım ve topladığım taze kır çiçeklerinin kokusunu genzimde hissederek, kendi cennetine uyanabilmenin keyfiyle gerinerek kalkacağım yataktan..Başkalarının cehennemlerine değil, kendi cennetine uyanan tüm güçlü kadınlara gelsin bu post..Elinin değdiği her yeri cennete çevirebilen üretken blog dostlarıma sevgilerle..

4 Haziran 2016 Cumartesi

Ton


Önce balık mezatından eski bir fotoğrafla merhaba diyeyim, kısmetiniz bol olsun, ağzınızın tadı yerinde, keyfiniz gıcırında, sevdikleriniz heep yanınızda olsun..


Sabah, ılık ve hafif rüzgarlı bir güne uyanıp, sahilde çay içerek başlayınca, öğleden sonra da böyle geçecekti tabii..Hafif bir şeyler lazım çayın yanına..Kahvenin daha doğrusu..Öğleden sonra bizim için kahve zamanı malum, artık bilmeyeniniz kalmadı..Ama hafiften frene basarak başlamalı Ramazan'a..Az yiyerek, hafif yiyerek..


Kurabiyelerimiz yulaflı bu sefer..Çıtır çıtırlar..İçindeki hindistan cevizi sebebi ile de şu "coco", "cocos", işte kokonat kısaltması her ne kurabiye varsa onlara benziyor..Yulafseverlere gelsin, bir de kahvecilere..Çünkü yulafın hafif sütlü tadı ile kahve yanına acayip yakışıyor..



1 su bardağı Toz şeker     
150 gr.Oda Sıcaklığında Margarin     
1 Yumurta     
1 pk.Kabartma Tozu     
300 gr.Yulaf Ezmesi     
1 su bardağı Hindistan Cevizi    
 4 çorba kaşığı Un

Bir kapta tüm malzeme yoğurulur. Top top şekil verilerek yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilerek 175 C fırında 25 dak. pişirilir. 

Afiyet Olsun..

Not: Yaa, bu mavi soda şişesine bayıldım ben, rengine, şekline..Benim için çeşm-i bülbül, benim için murano, benim için başka bir şey oldu..Sanıyorum bizimkisi "ten" değilse de "ton" uyuşması:)) 

15 Nisan 2016 Cuma

Mavideydim


Hazır her yer sakinken, tatilciler kendilerini yollara, sahillere atmamışken yapılan tatilin tadı başka oluyor..Hele de bu ortamda evden uzaklaşmak, gündemi daha az takip etmek, sanki ülke değiştirmiş gibi, hafızanızı kaybetmiş gibi, ya da her şey bir kabusmuş ve uyanıvermişsiniz gibi iyi geliyor insanın ruhuna..



Tatil tamam ama, tembellik yok..Çalışmalara da devam bu arada..Patchwork meraklılarının ilk çalışmalarından biridir sanıyorum bu kara kare kumaşlardan yastıkçıklar..Ben de heves ettim ya, bunlardan bir tane diktim evdeki kumaşlardan, arka tarafından da teğellerle büzdürdüm..Sevdim bu patchwork işini, seneye bir kurs bulsam kendime.. Yastık bitince elimdeki hardanger'e de devam.."Bir kupanın insana ettikleri" denebilir bu çalışmama..Yeni fincanlarıma uygun masa örtüsü..Bitince hepsini bir araya getirip fotoğraflayacağım, nasıl da takım olduklarını göstereceğim sizlere, durun, merak edin şimdi biraz:))





Sığacık..Aşık olduk biz sana, yazıyorum bunu buraya, tarihe not düşüyorum, yine görüşeceğiz en kısa zamanda..

28 Ağustos 2014 Perşembe

Bir Hobilemece Anında Dantel Fanus


Selam Dostlar,

Bazen, her zamanki el işlerimden sıkılıp, evin içinde "ne yapsam değişik" diye dolanırken, bir den aklıma geliveriyor.  Mağazalarda gördükçe, pahalı bulup almadığım dantel kaseler, internette gördüğüm uygulamalar ve evdeki bir kutuya doldurduğum anne yadigarı dantel örtüler bir araya gelince tam da el becerimin ve yaratıcılığımın eennn zirvesindeyken, yani bir hobilemece anında, ben de kendime bir dantel fanus yapıverdim sonunda..

Ooohhh, benim de var artık bir dantel fanusum, yaptım rahatladım :))


Belki daha güzel fotoğraflar da çekebilirdim ama, mutluluk ve zafer sarhoşluğuyla bu kadar oldu artık :)

Eski dantel örtüyü ıslatıp sıktım, beyaz tutkalla mıncıklayıp, üzerine stretch film kapladığım kasenin üzerine yerleştirip 1 gün beklettim. Geriye kalan zaten sadece üzerine boncuktan bir kulp yapmak, kolay kullanım için başka bir şeye gerek kalmıyor, sert mi sert, bir şey oluyor. Kek-kurabiye servislerinde kullanımı çok şık, belki banyoda sabunların üzerine de kapatabilirim, başka? Başka bununla neler yapabilirim önerilerinize bırakabilir misiniz?  


İyice eskici mi olmaya başladım bilemiyorum ama, bu küçük şeyler mutlu ediyor beni..Ve bazen, böyle bir şeyleri bir şeylere dönüştürürken, kendim de evinde üreterek mutlu küçük bir kıza dönüşüveriyorum..

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Gümüş, Mavi ve Beyaz


Herkese Selam, 

Bugün karşınızda eski gümüşlerin mavi-beyaza dönüşümü. Umarım seversiniz.


Eskitsem de, küflendirsem de, objelerin sade ve modern olmasından hoşlanıyorum, diğerleri kasvet veriyor bana, çok kolay sıkılıyorum. Beyazın da bir avantajı olarak, üzerine ekleyeceğiniz renklerle, yapacağınız eskitmelerle, evin içinde kendisi gibi sade ve modern diğer eşyalarla çok kolay gruplandırarak kullanabiliyorum.  


Mesela, eski gümüş şamdanları beyaza boyadıktan sonra zımparayla eskitip, eskitme pudrası ile mavi mavi küflendirdikten sonra, başka mavilere arkadaş ettim bugün..

Mavi demişken, sevgili Banu'nun mavi köşesini anmadan olur mu? Demirciden kaptığı sandalyelerle ve bir parça kot kumaşla yarattığı o atmosferi hatırlamadan? Hatırlamak isteyenler buradan, Banuca Birşeyler


Koyu renk üzerinde de güzel gösteriyor kendini beyazlar ve maviler..Daha karmaşık bir şeylere gerek yok ya da daha fazla renge, işte bu kadarcığı bile değiştiriverdi bizim evi bugün..


Bu akşamlık da bu kadar..Yine müzik dinleyerek elişleriyle, çeşitli denemelerle geçen bir günün ve akşamüstü saatlerinde uzun bir sahil yürüyüşünün ardından yorgun düştüm. Beyazları ve mavileri seyrederek gevşemeyi ve uykuya öyle geçmeyi planlıyorum artık. 

Herkese iyi geceler.. 



26 Ağustos 2014 Salı

Benim "Driftwood"larım


Merhaba, keyifler nasıl?

Deniz kenarından topladığım bir torba dolusu sürüklenmiş odun parçası ya da havalı ismiyle driftwood ile yaptım işte ben de bir şeyler..Yeni hayatlarına böyle iplerle birbirlerine bağlanmış bir duvar süsü olarak devam edecekler..Orijinal hallerine hiç ellemedim, ne boya, ne düzeltme, ama bu halleri ile öyle hoşlar ki, soluk bir ahşap rengi ve kadife bir doku..


Yalız tabii yine rahat duramadım ve bizden bir şeyler eklemek istedim, aralara ve en uca biraz nazar boncuğu ekledim, "nazarlardan korusun" diyerekten..Bu amaçla toplamamış olsam da, amaçsızca öyle duvarda asılı kalmalarına gönlüm razı gelmedi, bir misyon yüklemek istedim bizim odun parçalarına..Driftwood sanatının en özgün uygulamalarından biri olduğunu iddia etmek mümkün olmasa da, baktıkça bana neşe versin, size de fikir..Tatilden odun parçaları ile dönüp ne yapacağını bilemeyenler ve yeni tatile çıkıp odun parçası toplayacaklara ilham versin.. 


Şimdi, fırından gelen kokular beni mutfağa çağırıyor. Akşamüstü kahvesi saati yaklaşırken, hazırlıkları tamamlamalıyım.

21 Ağustos 2014 Perşembe

"Welcome to the Seaside" Tepsisi


Nasılsınız millet? Bugün tepsimle karşınızdayım, daha doğrusu kasamla, sandığımla hatta..Güzel bir meyve kasası bakınırken aklıma geldi tepsi gibi kutulardan alıp, çiziklerle sandık havası vermek, eskitmek ve mavi camlarımı içine yerleştirmek. Sonra da hayıflandım, neden daha önce aklıma gelmedi diye.. 

Biliyorum, genellikle internette gördüklerimiz, üzerinde meyve-sebze yazıları yazanlar, hatta meşrubat, kg, firma adı vs..Benimki farklı olsun istedim, ruhu olsun istedim ve kendi stencılımı kendim yaptım, hatta biraz da bu amaçla kahverengiye falan değil, mavi ile nil yeşili karışımı bir renge boyadım, kurşuni mavi diyebiliriz bu renge, galiba benim icadım bir isimle :))


Derken çalışmalar devam ederken, bir de resim eklemek istedim, dekupaj da yaptım şöyle hemen köşesine..


Yağlıboyayla eskitmeden de duramadım bu arada, gözünüzden kaçmamıştır zaten..Ama içinin eskitmesi beyazla, sadece ve sadece mavi camlarım şerefine..

Şimdilik hoşçakalın, yarın için tatlı yapmaya gidiyorum şimdi ben, çikolatalı mus..Kendinize iyi bakın..



19 Ağustos 2014 Salı

Hobilemece'de Eskitme Zamanı


İyi günler, umarım herkes iyidir..

Benden yeni bir eskitme daha ister misiniz? Bu seramik balığın ham halini gördüğümde, detaylarının bu kadar göz alıcı olabileceğini tahmin edememiştim aslında. Ve sizde nasıl bir duygu uyandırdı bilmiyorum ama, bu menekşe mavisi boyanmış balığın üstüne kuru fırça ile şöyle bir sürüp geçtiğim beyaz boyalar, bende indigo hissi yarattı. Sanki eskimiş bir kotmuş gibi, zamanında kusursuzca boyanmış bir şeyin eskiyip, dökülen boyasının altından beyaz alçısı çıkmış gibi.. Sevildiği için çok kullanılmış, eskidikçe daha da sevilmiş, yıllar geçmiş, her şeyle ve herkesle vedalaşılmış ama onunla hiç vedalaşılamamış tüm eşyalar gibi.. 


18 Ağustos 2014 Pazartesi

Hobilemece'nin Meşhuuur Eskitmelerinden, Paslı Fener




Nasıl geçiyor günleriniz? Sizler de benim gibi yazın bitişi ile başlayan indirimlerle sarhoş musunuz? Çalıştığımız günlerdeki rahatsız, dar, sıkıcı, renksiz kıyafetlerin yerine yeni bir şeyler koymak için doğru zamanlar bunlar ve kaçırmamak lazım.."İstanbul'un sıcaktır sonbaharı nasılsa" diyerek, "Allah ömür verirse seneye yazı da görürüz belki" diye umutlar besleyerek, bir kaç parça ile mutlu olmak lazım.. 

Ama o arada çalışmak da lazım, mesela şu eskitme işine eğiliyorum bu aralar, herhangi bir amaçla değil, sihir yapar gibi, sonunda çıkacak sürprizi merakla bekleyerek, çok ama çok da eğlenerek.. 




Bu pek de güzel olmayan feneri, haydi itiraf ediyorum korkunç feneri, "nasılsa eskiteceğim" diye aldım, rengini çok da umursamadan..Bana bizim zamanımızdaki devlet okullarında, devlet hastanelerindeki yarısı beyaz, yarısı gri o kasvetli koridor duvarlarını hatırlattı, ama neyse ki, kurtaracaktım ben onu, "pis-paslı-eski-püskü" yapacaktım ama, kurtaracaktım.. 



Ve eskittim..Önce kahverengiye boyadım, sonra terra-cotta ile, sünger ponpon fırça marifetiyle tabii yine, minik minik darbeler, üstüne oksit sarı ile dokunuşlar..Sıcak beyazla biraz daha gezinti tüm bu renklerin üstünde...Ne çok renk birikmiş zamanla evde, bunları kullanmak için de iyi bir bahaneymiş bu eskitmeler meğer..



Ve mat vernikle son nokta..İnsan dokunursa eline pas bulaşacak sanıyor, koyduğu yerde pas lekesi kalacak gibi..Görmüş geçirmiş bir fener oldu bu, gencecik ama tecrübeli..


Yarına yine bekliyorum, daha temiz bir eskitme var bu sefer, mavi-beyaz.. 

15 Ağustos 2014 Cuma

Galvaniz Deniz Yıldızı


Herkese merhaba, herkesin keyfi yerindedir umarım. Biz, gribi büyük ölçüde üzerimizden atmamızla birlikte hemen sokaklara vurduk kendimizi, Eminönü civarını keşifle geçen hareketli ama çok keyifli bir günün ardından, bugün tembellik günü..

Neyse, işte sonunda ben de kendime o dergilerde ve bloglarda gördüğüm galvaniz yıldızlardan yaptım.


Aslında ahşap olan yıldızı gittim geldim boyadım..Ponpon sünger fırça ile, ama her seferinde alttaki rengin tamamen kapanmasına izin vermeden, önce siyaha, sonra gümüş rengine, sonra kahverengiye boyadım. En son da gümüş ve siyahtan ponpon fırçaya aynı anda biraz biraz alarak son dokunuş..

Evet, hala galvaniz değil benim yıldızım, ahşap ama galvaniz gibi görünmüyor mu? Ve tabii, bir deniz yıldızı için fazla kusursuz benim yıldızımın kolları ama, önemli olan benim ona taktığım isim değil mi? Ve son olarak, ne dersiniz, bu eskitme işine biraz daha eğilsem, neler neler çıkarmaz mıyım ortaya?


11 Ağustos 2014 Pazartesi

Bizim Eve Cici Şeyler


 

İyi günler evini seven herkese,

Evde beyazı ve toprak rengini sevdiğimi biliyorsunuz, arada biraz renk de fena olmuyor tabii. Bunun için her zaman para harcamak da gerekmiyor. Eski bir çerçeveyi yeniden boyadınız mı, eldeki etamin ve ipliklerle minik bir de dokunuş eklediniz mi, yetiyor da artıyor..Erkekler değişime kadınlar kadar hızlı ayak uydurmakta zorlansalar da olsun, güzelliğe herkes alışır sonunda ama, değil mi?  
 





Bu mavi eskitme pudrası bağımlılık yaptı bende, nereye süreceğimi şaşırdım, haydi hayırlısı bakalım...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...