23 Temmuz 2014 Çarşamba

Mavi Camlar


Sonunda ben de mavi camlara kavuştum. Aslında çok da kolaymış uygulaması ne yalan söylemeli..Kusursuz değiller, ama zaten kimin umurunda ki?


Turkuaz rengi cam boyasını biraz da suyla karıştırıp içlerine döktüm, sonra ters çevirip 24 saat süzülmelerini bekledim...Son aşama ise fırınlama, yani boyayı cama sabitleme..
  

Bu koyu olana ise hiç su katmadan sadece boyadan döktüm, biraz daha koyu, ama çok da hoş oldu..


Fırınlama gerçekten sabitliyor boyayı, yaptığımdan beri su dolduruyorum, yıkıyorum, boyalar hala ilk günkü gibi..Oldu galiba, benim de mavi camlarım oldu...


17 Temmuz 2014 Perşembe

Dördümüze Bir Eş, Her birimize Bir İş


Çok sevdiğim filmlerdendir..Yoğun iş hayatı sebebiyle ailesine, eşine ve kendisine vakit ayıramayan bir adamın kendinden yarattığı kopyalarla, her şeye vakit bulabilmesini anlatır ve çalıştığım dönemlerde en çok ihtiyacım olan şeylerden olduğundan belki de, tam da beni anlattığını düşünürdüm..

Sonra tamam dedik, madem kopyalayamıyoruz kendimizi, eldeki tek orijinal nüshayı başkaları için değil, kendimiz için kullanalım, hem o zaman vakit de yeter..Ama neredeeee....İnsanın gönlünde birden çok sevda oldu mu, yine yetmiyor 24 saat, yine kuş olup uçuyor saatler avuçlarınızın arasından..Yemek yapsam kanaviçenin hatırı kalıyor, iki satır işlesem, ahşap boyayasım geliyor..Kitaba başlıyorum, nette şöyle bir volta atmadan olmuyor...Biraz yürüyüş, sahilde bir çay, vizyona yeni giren filmler, aklımda olup da hala gitmediğim tiyatro oyunları, "biraz sebze alayım", "başbaşa bir kahve içer miyiz?", "bu CD'yi dinlemiş miydin?"...vs.vs..Yetmiyor, bitmiyor, hep eksik kalıyor bir şeyler...İş listeleri yapıyorum, yapılacaklar listeleri, proje planlamaları, günlük programlar...Koşuyorum, koşuyorum, yetişemiyorum. Dört değil ondört kopya yaptırsam, yine yetişemeyeceğim belli ki...Çünkü ne zaman biraz vakit artsa, bakıyorum başka ilgi alanlarım da varmış, "örgü örmeyeli seneler geçmiş", "şu tığı elime alsam, üzerine eğilsem çıkar mı ki bir şeyler?", "bir dikiş kursuna gitsem de çözsem şu işi", "biraz makale okusam fotoğrafta kompozisyon konulu"...

Galiba doğruymuş, hayat oraya varmak değil, varmaya çalışmakmış...

Sarımsaklı İsveç Ekmeği ve Domates Confit


Hafif sarımsak aromalı bu yağlı ekmeğin yanına tam da yakışacak lezzet, Domates Confit. Yani kısaca kabuğu soyulmuş domateslerin zeytinyağı, sarımsak, kekik ve tuzla fırında ağır ağır pişirilmesi ile elde edilen, domatesi ayrı güzel, zeytinyağı ayrı güzel lezzet..Ben Martha Stewart’dan öğrendim, kolay bir tarif aslında..


Yanında da bu ekmekle, ekmeğin sarımsak kokusunu içinize çeke çeke, sonra ekmeği bu zeytinyağına batıra batıra, domateslerin suyunu ekmeğin üzerine akıta akıta yiyeceksiniz ki…Tamam, kestim artık :)) Tarife geçelim hemen:


10 su bardağı Un
3 su bardağı Süt   
100 gr.Margarin  
 Tuz   
2 pk.Instant Maya     
1 tatlı kaşığı Sarımsak Tozu        
100 gr.Rende Kaşar Peyniri                
Üzeri: 
1 Yumurta     
Kaya Tuzu     
Susam

Bir kasede maya, süt, eritilmiş margarin, un, peynir, sarımsak tozu ve tuz yoğurulur. Hafif unlanmış tezgaha alınarak, hamurdan toplar yapılarak yağlı kağıt serilmiş tepsiye yan yana dizilir.  Üzeri kapalı olarak oda sıcaklığında 20 dak. bekletilir. Üzerine yumurta sürülüp, kayatuzu ve susam serpilerek 200 C fırında 25 dak. Pişirilir.  

Afiyet Olsun.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...