24 Nisan 2017 Pazartesi

Yıldızların Altında



Bahçe-balkon sezonu gelirken, biraz da dışarıları için hazırlık lazım..Biraz kapalı, korunaklı mumluklar mesela..Hele de içindeki mumu ile tavana kendi samanyolunuzu yansıtabileceğiniz bunlar gibi..





Sizin deyiminizle "1 milyoncu", benim deyimimle "ne alırsancı", bu tür ıvır zıvırın ayak altında bulunmasından pek hazzetmeyen eşimin deyimi ile "ne alırsan sancı" satıyordu, oldukça ucuza ve oldukça kahverengiye..Biraz boya, biraz eskitme, alladım, pulladım..Bu seferki yöntem şöyle..Tek kat olacak şekilde her yerine beyaz ahşap tutkalı sürdüm önce..Kuruduğunda üzerine boya..Boya kurumakla kurumamak arasında kararsızken, tam o aşamada işte bir parça kuru bezle siliverdim şöyle..Tutkallı bazı yerlerden çıkıverdi boya, bazı yerlerde zırh kuşanmışçasına tutunmuşken bizim ahşaba..

Haydi bakalım, hoş geldin yeni evine, hoş geldin yeni hayatına.. 

Hangisi?



Pişirdikçe örüp, ördükçe pişiriyorum ya bu aralar, birbirleri ile yarışa da giriyorlar işte bazen gönlümü fethetmekte..Ama yemek, içmek bir yere kadar, yani o tabak bitene kadar..Ne kadar fotoğraflarla ölümsüzleştirmeye, unutulmaz kılmaya çalışsak da, yiyeceğin ömrü belli..Ama şu ördüklerimiz, işlediklerimiz, boyadıklarımız..Biz sıkılana kadar, söküp, bozup yenisini yapana kadar, heep bizimle, hep elimizde, gözümüzün önünde, gönlümüzde..Mutfaktan çıkanlar ne kadar doyumsuzsa, hobi odalarımızdan çıkanlar da o kadar ölümsüz aslında..  





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...