21 Kasım 2014 Cuma

Yine mi Yeni mi?


İnsan niye blog yazar? Mutlaka herkesin bir sebebi vardır. Kimi yalnız kalabilmek için, kimi yalnız kalmamak için..Kimi sevmek için, kimi sevilmek için..Kimi susabilmek için, kimi konuşabilmek için..Belki de blogger sayısı kadar sebep vardır. Herkesin kendi sebebi, kendi sonucunu doğurur..

Ben oturduğum yerden sizlerin hayatlarına dokunmak istedim. Yaptıklarımı anlatayım, sizler de yapın, pasta yapmaya en cesareti olmayanınıza cesaret gelsin, eline iğne ipliği en almayanınız bir akşam bilgisayarın başından kalktığında bulduğu ilk iğneye iplik geçirsin istedim.

Benden biri çıkar da ilham alırsa ve sevdiklerine bu ilhamla, onların yüzünü güldürecek bir şey yaparsa, tamamdır işte, istediğim budur benim de..Ya da hayatın bir köşesini sevmeye başlarsa bir yazımı okuduktan sonra, minicik bir güzelliğin farkına varırsa benimle birlikte, bu blog için harcanmış zamanlar boşa gitmemiş demektir. 

Çalışırken hobisi olabilir mi insanın, emeklilikte "hayat" var mı, çalışan insan eve geçtiğinde bir gün sıkıcı olmaz mı çok, birilerini beklemeden insan sadece kendisi ve sadece kendisi için hayatı güzelleştirebilir mi diye merak edenler aradıkları cevapları burada bulabilsinler istedim. Hep kendimi en iyi hissettiğim zamanlarda geçtim klavyenin başına, hep kendimi çok daha iyi hissederek kalktım masanın başından.

Şimdi yeni bir yıl daha geliyor, yine anlatacak çok şey olacak, paylaşacak, tarif edecek, sevecek..Daha çok fotoğraf diliyorum bu yıldan, daha çok özel an, daha çok ilham..Sağlık diliyorum, daha az sorumluluk istiyorum, daha çok avarelik..Ben bu yılı kimsenin küçük kızı olamayarak kapatıyorum yaya, küçük bir kız çocuğu gibi başlamak istiyorum yeni yıla..Herkesi annem gibi sevip, herkese babam gibi güvenerek, kötülüklere hala şaşırarak, kavgalardan hala korkarak..Bu yıl her şeye en başından başlamak istiyorum...

20 Kasım 2014 Perşembe

Ne Giyeceğiz Şimdi?


Şimdi, yani bu kış, yani evde, evin içinde değil sadece çalışmayan biri olarak gezerken, çarşıda, pazarda, adada, modada ne giyeceğiz derseniz, bende cevaplar hazır..Hatta ne giymeyeceğimin cevapları daha çok hazır ama bayağı uzun bir liste, tamamını anlatmaya zaman yetmez..

Kısaca bahsedeyim, savaşı eksik olmayan bu dünyada, militer bir şeylere her zaman yer oluyor. Bu yüzden yine kamuflajlı, yeşilli bir şeyler giyeceğiz. Yeşil gözlerimin renginde olduğundan, o asker yeşilinden bayağı var dolabımda, bir kaç kamuflaj desenle kombinlendiler mi tamamdır..Eşimin asker künyesi de duruyor hala, onu da kolye yapabilirim mesela..Nasılsa düştü artık künyeden..Asker postalına kadar götürmedim işi ama, biker botlarla falan idare edip gideceğiz bir emekliye en yakıştırdığım tarzlardan biri olan bu tarzı..Malum bizim olayımız da hayatla savaş hali.:))

Kot pantolonlar, yeni neslin deyimiyle jeanler zaten ev hayatında üniforma haline geldiğinden ve ben ekoseli gömlekleri çok sevdiğimden, dolapta eski zamanlardan kalma bir kaç da kovboy çizmem-botum olduğundan, kovboy da olabileceğim bu yıl sıkça..Kendime deri bir de kızılderili bilekliği aldım bu sabah..Tüylü-boncuklu biraz da kolye edinirsem, püsküllü çantamı taktığımla çayır-çimenlerde görebilirsiniz beni..

Deri ceketler eskimiyor, ya da diğer bir deyişle eskidikçe güzelleşiyor. Bu yüzden yatırımı deriye olanlar yaşadı, yine kot pantolonlar, altına şöyle troklu-zımbalısından bir bot, üstüne de deri ceket, tamamdır işte, şık olduğunuz kadar asisiniz de :)) 

Sonra 80'ler..Michael Jackson gibi kısa paçalı kumaş pantolonların altına ortaokulda, lisede giydiğimiz siyah kolej ayakkabıları ile, bir de ufak kutu çanta yanına, okula değilse de hayat okulunun bu kısmına yazılmaya hazırız. Rahat, şık, maskulen..Evdeki kumaş pantolonların paçalarını daraltıp kısaltarak bile uyum sağlayabilir insan bu modaya, sevdim..Yalnız önü yazılı onca sweatshirt'ten kurtulmakla hata etmişim geçen yıllarda, bak yine yıkılıyor ortalık..

Evdeysek hep sportif, hep maskulen gezecek değiliz ya, bu kısa paçalı pantolonların altına giyecek bir kaç da stilettomuz var evelallah..Yalnız yürüyüş ayakkabısı olarak değil tabii, yemek gibi, kahve içmek gibi az yürümeli, bol oturmalı aktiviteler için..Olsun, arada o da lazım..Bir Chelsea bot da edinilebilir bunun için, şöyle düz, kenarı lastikli botlardan hani..Ama artık ne varsa elde, bu yaştan sonra sıfırdan gardırop işlerine girişmek, ev tadilatından daha az yorucu değil, boş verin, moda gibi her yıl değişen bir şey için değmez o kadar yorgunluğa..

Aslalarımın başında ise oversize kabanlar geliyor, zaten çok ince-uzun değilim, iyice kardan adama benzemekten korkarım. Pançolar ise yine benim ebatlarımdakilerde yorgan hurcu görünümü yarattığından pek olacak gibi durmuyor. Beli açık, eteği miniler bir yaştan sonra insan kendini sıcak tutmalı, diye yanından bile geçmediklerimden. Taytlar da öyle, psikolojik mi bilmiyorum ama üşütüyorlar beni..Renk olarak ise iş hayatında sürekli kullandığım dolaptaki grilerimi, bordolarımı özgürlüğün sarhoşluğu ile dağıtmakla çok isabetli davranmadığım belli oldu, ufak tefek yatırım gerektiriyor işte. Son sözüm ise babetlere..Ah babetler, geniş ayaklarıma ve küçücük boyuma rağmen sizi seviyorum, uysun-uymasın giyeceğim işte..Kısa paçalı kumaş pantolonlardan dar kotlara, her şeye uydururum ben sizi..O dolaptaki kendisi uzun, topukları daha uzun çizmelerse, yine başka kışa kaldı vuslat, öyle acımasızsınız, öyle rahatsızsınız ki, kim aldı, kim giydi sizleri geçmiş senelerde, hala şaşırıyorum elime her aldığımda.. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...