24 Kasım 2014 Pazartesi

Oyuna Davet


Bazen "tamam bitti, buraya kadar artık" desem de, yorulduğumu hissetsem de, bir kaç gün geçmiyor, içimde bir şeyler kıpırdıyor, beni yoldan çıkarıyor ve kendimi yeni bir şeyler denerken buluveriyorum yine mutfakta..

Bazen sevdiklerimi mutlu etmek için, bazen özel günleri bahane edip, ama kimseye söylemesem de içimdeki "meraklı kimyager"le baş başa kalıp deneyler yapabilmek için bütün bu çalışmalar galiba..Aynı bir oyun gibi..Yiyenlerin iltifatları da çok önemli değil hatta, zaten ben yerken bir tadımcı edası ile, tamamen benim dışında bir şefin elinden lezzetleri tadıyormuşçasına dışarıdan bakarak, objektif, eleştirel, tüm konsantrasyonum dilim ve damağımda not veriyorum ve ben sevdiysem, tamamdır diyorum..Ama görünüşünde bir falso, tadında bir eksiklik, midede bir ekşime, yapım aşamalarında her seferinde aynı sonucu garanti etmeyecek bir angarya varsa, yok, kalsın, başımıza iş açmayalım boşuna.. 


Denemenin, pişirmenin, fırından eve yayılan kokuları içine çekmenin dışında bu oyunun en güzel yanlarından biri de çeşit çeşit servis tabağına, fanusuna, kavanozuna yerleştirip pişirilenleri, geçip karşısına seyretmek, fotoğraflamak, bir süre masanın üzerinde, büfenin üstünde, artık o güne neresi uygun görünüyorsa orada sergilemek..





Oyunuma sizler de katılın, deneyin, sergileyin, tadın..Üretmenin, paylaşmanın, ağız tadının sarhoşluğu başka şeye benzemiyor, siz de katılın..

21 Kasım 2014 Cuma

Yine mi Yeni mi?


İnsan niye blog yazar? Mutlaka herkesin bir sebebi vardır. Kimi yalnız kalabilmek için, kimi yalnız kalmamak için..Kimi sevmek için, kimi sevilmek için..Kimi susabilmek için, kimi konuşabilmek için..Belki de blogger sayısı kadar sebep vardır. Herkesin kendi sebebi, kendi sonucunu doğurur..

Ben oturduğum yerden sizlerin hayatlarına dokunmak istedim. Yaptıklarımı anlatayım, sizler de yapın, pasta yapmaya en cesareti olmayanınıza cesaret gelsin, eline iğne ipliği en almayanınız bir akşam bilgisayarın başından kalktığında bulduğu ilk iğneye iplik geçirsin istedim.

Benden biri çıkar da ilham alırsa ve sevdiklerine bu ilhamla, onların yüzünü güldürecek bir şey yaparsa, tamamdır işte, istediğim budur benim de..Ya da hayatın bir köşesini sevmeye başlarsa bir yazımı okuduktan sonra, minicik bir güzelliğin farkına varırsa benimle birlikte, bu blog için harcanmış zamanlar boşa gitmemiş demektir. 

Çalışırken hobisi olabilir mi insanın, emeklilikte "hayat" var mı, çalışan insan eve geçtiğinde bir gün sıkıcı olmaz mı çok, birilerini beklemeden insan sadece kendisi ve sadece kendisi için hayatı güzelleştirebilir mi diye merak edenler aradıkları cevapları burada bulabilsinler istedim. Hep kendimi en iyi hissettiğim zamanlarda geçtim klavyenin başına, hep kendimi çok daha iyi hissederek kalktım masanın başından.

Şimdi yeni bir yıl daha geliyor, yine anlatacak çok şey olacak, paylaşacak, tarif edecek, sevecek..Daha çok fotoğraf diliyorum bu yıldan, daha çok özel an, daha çok ilham..Sağlık diliyorum, daha az sorumluluk istiyorum, daha çok avarelik..Ben bu yılı kimsenin küçük kızı olamayarak kapatıyorum yaya, küçük bir kız çocuğu gibi başlamak istiyorum yeni yıla..Herkesi annem gibi sevip, herkese babam gibi güvenerek, kötülüklere hala şaşırarak, kavgalardan hala korkarak..Bu yıl her şeye en başından başlamak istiyorum...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...