8 Ekim 2015 Perşembe

Baguette


Tamam, bu lezzetli ve yumuşacık Fransız ekmeği de sadece tadı için, kokusu için de pişirilebilir ama, bu sefer sebep başka..Üzerinde adı yazılı, resmi basılı her gıda maddesi için tasarlanmış tabağa, şişeye, kavanoza bayılan ben, bu ekmek tabağını da görünce almadan geçemezdim tabii..Ve bu tabağa bir de "hoş geldin" hediyesi lazımdı eve girdikten sonra..Evet, sebeplerden biri bu tabak oldu..

Diğeri de tabağın yanında duran bıçak..Ya da ambalajının üzerinde yazan adını biraz Türkçeleştirmeye çalışırsam Baget Ekmek Çizicisi..Bildiğimiz jiletten, keskin kenarlı bıçaktan, kretuardan, maket bıçağından bir farkı yok, ama ben galiba bu "falana özel mutfak bişeysi" denen icatların saf alıcılarından biriyim. "şey de o işi görür" diye geçse de aklımdan, haydi yüksek sesle söyleyeyim; bal gibi bilsem de bunun böyle olduğunu, bir tapınağa kapanıp ibadet edermişçesine kendimi mutfağa kapatarak geçirdiğim o saatleri böyle özel aletlerle daha özel, daha teknik, daha saygı duyulacak, daha daha daha haline getirmeye çalışıyor galiba bilinçaltım, kim bilir? Bu yemek işi özel aletlerle, özel tencerelerde tavalarda yapılacak, özel tabaklarla çatallarla servis edilecek, özel sofralarda sunulacak özel bir iş demeye mi çalışıyorum yoksa?   


Neyse ne..İnsanı anlamak, bilinçaltını çözmek öyle kolay değil ki? Boş verelim şimdi bütün bunları, ekmek pişirelim, üzerini neyle çizersek çizelim, nasıl servis yaparsak yapalım, ama taze ekmek kokusu dolsun evin içine..Gerisi teferruat...

400 gr.Un     
5 gr.Tuz     
5 gr.Toz şeker     
15 gr. Instant Maya     
120 ml. ılık Süt     
175 ml.ılık Su

Tüm malzeme yoğurulur. Üzeri kapalı olarak oda sıcaklığında 1 saat bekletilir. Tekrar yoğurulup 30 dak. daha aynı şekilde bekletilir.Tekrar yoğurularak baget şekli verilip, tepsiye yerleştirilir. 15 dak. daha bu şekilde bekletilir. 230 C fırının en altına ısıya dayanıklı bir kap içinde su konur. Üzerine tepsi yerleştirilerek 15 dak. Pişirilir.    

Afiyet Olsun.


7 Ekim 2015 Çarşamba

Bir Sepet Mutluluk



İnsan hayatının bir kısmında mutlaka çocuk oluyor, bu kısım her zaman hayatının ilk yılları değilse de, mutlaka ama mutlaka çocukluğun yaşandığı, çocukluğa dönüldüğü bir zaman oluyor hayatta..

Bizler, sokakta oynayan çocuklar, bir kaç adetle sınırlı da olsa o bebeklerini ellerinden düşürmeyen neslin çocukları, şanslıydık, mutluyduk ama bir o kadar da erken büyümüştük şimdikilere baktığımda..Çok küçüktük mahallenin teyzelerinin bakkal ihtiyaçlarına koşturmaya başladığımızda, sobanın odununu-kömürünü dizdiğimizde, hatta soba yaktığımızda..Boynumuza iple asılı anahtarlarımızla evimizin kapısını açıp girdiğimizde ve varla yok, acı ile mutluluk, iyi ile kötü arasındaki farkı öğrendiğimizde değil, yaşadığımızda..  

Şimdi, minik bebekler geçince elimize sarıp sarmalamamız ondan belki de, renklerin desenlerin, iplerle kumaşların arasında kendimizi kaybetmemiz, çiçeklerin arasında bulmamız ruhumuzun o şen müziğini, şeker hamurlarıyla geçen saatlerde dünyayı unutmamız, minik kanatlı meleklere inanmamız ondan..Noel Baba ve geyiklerinden dileğimiz artık daha çok ailemiz ve sağlığımız ile ilgili olsa da araya bir de çiçekli böcekli fincan takımı, oyuncak parıltılı mutfak aletleri sıkıştırmamız ondan..Bir sepete doldurduğumuz o pek de çabuk bitiveren çocukluğumuzu karşımıza alıp tekrar tekrar hatırlamamız da ondan belki de..Siz de bakın şöyle etrafınıza bakalım, böyle bir sepete doldurduğunuz kendinizden kalma, beklenen, özlenen ve unutulmayan neleriniz var etrafta? Bu bir sepetin mutluluğu bu yaşta çocuk yapıveriyor insanı..


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...