İşte, artık evdeyim..Kursum bitti, uzun zamandır aklımda olan ve bu yıl için hedeflerimin başına yazdığım "Hardanger" işini hallettim. Buralarda olmadığım tüm zamanlarda minik karelerin delikleri arasındaydım, tek kumaş, tek iplikle sarmaş dolaştım :))
İskandinav ülkelerine özgü, en çok da Norveçli Hardanger nakışının krem-beyaz renklerine, sadeliğine, kumaşın ortasında beliriveren deliklerine vurulmuştum epey bir zaman önce ama, önüme bir kumaş çekip, işleyip işleyip de kesip biçmeyi gözüm yememişti, her şeyi berbat edeceğim korkusuyla..O yüzden bir usta ile çalışmak gerektiği kararını vermiştim ve bu yıl, hem de derhal öğrenmeye koyulmuştum.
Minik bir örtü ile başladım, keten üzerine o sevdiğim krem rengi ile ve hoş, sakin bir pembe ile..
Artık daha büyükleri için hazır hissediyorum kendimi, aklımda neler var neler, hayalimde işleyip işleyip örtüyorum oralara buralara, hediyeler mi etmiyorum, başka nakış teknikleri ile bir araya mı getirmiyorum, neler neler işte.
Yeni bir şeyler öğrenmenin keyfi, yapabilmeyi hissetmenin gururu, sonucun beğenilmesinin sevinci ile, eline iğne-iplik almayan insanlara, en çok da erkeklere hatta, şaşırarak işledim, işledim..
Şİmdi, hardanger bir tarafta, elimde başka başka işlerle de haşır neşir iyice de yoğunlaştı günlerim. Yarın, daha da başka şeyler öğrenmekle meşgulüm, belki de yağmurlu geçecek bir günü ben şeker hamurları arasında geçirmeyi planlıyorum, anlatırım yine detayları..
Herkese güzel bir akşam diliyorum, iğneli, iplikli ama en çok da keyifli, gururlu, sevinçli..